Sogur Jankat‘ın Blan Jalouqa ile gerçekleştirdiği ve bir kısmı dergimizin 14. sayısında (Nisan 2021) yayınlanan röportajın tam halini sizlerle paylaşıyoruz.

Sogur Jankat: Kendini bize tanıtabilir misin?

Blan Jalouqa: Ben Blan Jalouqa. Hollanda da yaşayan bir Çerkesim. 37 yaşında evli ve iki çocuk babasıyım. Iom UN için 10 yıl çalıştım. 8 yıldır avrupayım daha öncesinde ürdünde yaşıyordum. Hasselt Üniveresitesinde bilgi yönetim sistemleri üzerinde master yaptım. İşimin yanı sıra Çerkes kimliği üzerine de uğraşıyorum. Müzikle ilgileniyorum, çerkes gençlik organizasyonunun (Circassian Youth Organization) ve hollanda da ki derneğin başkanıyım.

Sogur Jankat: İş ve hobi olarak neler yapıyorsun?

Blan Jalouqa: Evde bir müzik stüdyom var, kayıt yapıyorum. Spor yapmaktan ve insanlara yardım etmekten hoşlanıyorum.

15-16 yaşımda evde pşıne çalmaya başladım. Cankat Devrim’in müzikleriyle dans ediyordum. Ben gençken, o sürekli pşıne çalıyordu. Onu çalarken izliyordum ve ben de aynı şeyleri yapmak istedim ve öğrendim. 18 yaşımdayken, kafkasyadan pşınawo geldi ve dernekte çalmaya başladı. Ondan çok şey öğrendim, ondan önce sadece çalmayı deniyordum. Evde bir studiom var, kayıt yapıyorum. Spor yapmaktan ve insanlara yardım etmekten de hoşlanıyorum.

Sogur Jankat: Daha önce vatanda bulundun mu?

Blan Jalouqa: İlk kez 18 yaşımdayken ziyaret ettim. 2001 yılıydı. O zamanlar diasporadaki her ülkenin öğrenci gönderebilme imkânı vardı. Ürdün’den okumak için gitmiştim. Güzel bir tecrübeydi. Çerkesceyi konuşuyordum ama pek iyi değildim. Akrabalarımı gördüm. Konuştuk, Çerkesçem çok iyi olmadığı için biraz utandım. İlk ziyaretim bana Çerkesliğin geleceği hakkında pozitif bir bakış açısına sahip olmamı sağladı. Anladım ki burası benim anavatanım çünkü herkes Çerkesce konuşuyor. İlk ziyaretimden sonra en geç 2-3 yılda bir bazı zamanlar ise yılda iki kez vatana gittim.

Sogur Jankat: Eski ve modern Çerkesleri kıyaslayabilir misin?

Blan Jalouqa: Ne kadar eski ne kadar yeni olduğuna göre durum değişir. Her yüzyıl karşılaşılan farklı zorluklar, farklı yaşamlar var, her millette olduğu gibi.

500 yıl önce ile şimdi farklar olduğu gibi, savaştan sonraki Çerkeslerle şimdiki Çerkesler ve günümüzdeki çerkesler arasında da farklar var. Büyük değişimler ise genellikle konuşma dilinde, özellikle diasporada bu fark ediliyor. Diaspora yaşadığı zorluklar nedeniyle kültürde değişimler yaşadı, yaşamak zorunda kaldı veya kültürde unutulmalar yaşandı. Ben eski kültürü daha çok seviyorum, çünkü onda sadece vatanın etkisi var.  Daha orijinal. Son 10 yılda ise insanlar tarihleri, adetleri, dilleri hakkında öğrenmeye başladı. Şimdi bulunan teknoloji ile bu öğrenim ivmesinin artacağına inanıyorum.

Eski zamanlara özlem duyuyorum. Keşke 15 veya 16. yüzyılda yaşasaydım diyorum.

Sogur Jankat: Diaspora ve vatandaki çerkeslerin arasındaki ne gibi benzerlikler ve farklılıklar gördünüz?

Blan Jalouqa: Her ülkenin farklı bir hükümeti, farklı dilleri, milletleri, savaşları, politik tutumları var. Bu farklılar Çerkeslerleri de farklılaştırıyor. Arap ülkerinde (Ürdün, Suriye…) bu farklılıklar çok bariz. İster istemez insanlar yaşadığı atmosferden etkilenir. İstisna olarak Kfar Kama, Reyhaniye ve Türkiyedeki 50-60 tane  dışarıyla pek etkileşime girmemiş köyleri söyleyebilirim. Kafkasyada ise  federasyon var, bir etkisi olmaması mümkün değil.

Bir önceki soruda da söylediğim gibi son 10 yılda bir düzelim gerçekleşiyor. Halkımız birbirine daha yakın artık. Boşluklarımızı yavaş yavaş dolduruyoruz. Mesela ben Ürdünlü bir Çerkesim eşim Türkiyeli bir Çerkes. Bu tarz evlilik gerçekleştirmiş bir sürü de tanıdığım var.

Benzerlikler için ise şunu söyleyebilirim: Hepimiz aynı kökene sahibiz. Aynı ailenin birçok ülkede bulunması gibi kültürümüzde benzer.

Sogur Jankat: Diaspora ve vatan arasındaki ilişkinin yeterleri olduğunu düşünüyor musun?

Blan Jalouqa: Hayır. Daha fazla olabilir. Circassian Youth Organization’da bu konuda uğraşıyoruz. Tabi birçok dernek de bizim gibi uğraşıyor. Dil vatanda çok daha fazla konuşuluyor, bölge farketmeksizin. İnsanlarımız dil öğrenmek için vatandan yararlanabilir. Ayrıca akrabalarımızı ziyaret etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Henüz vatanı ziyaret etmemiş birçok insan biliyorum. Bilet al ve git gayet basit fakat halen vatana gidilmiyor. (Burada yazar olarak bir twitter linçine savunma yapmak istiyorum. Evet belki vatanı ziyaret masraflı olabilir ama birçok insan aynı masrafı Türkiye’de tatil için zaten harcıyor.) Belki utangaçlar, dil bilmiyorlar. 20 yıl önce gitmek çok daha zordu.

Online olsa dahi birlikte iletişim kurma, birlikte çalışma vakti geldi.

Sogur Jankat: Circassian Youth Organization’ın kurulma aşamasını ve neden böyle bir organizyon kurma kararı aldığınızı anlatabilir misiniz?

Blan Jalouqa: Fikir şöyle geldi. Çoğunuzun şehrinde bir dernek bulunuyor. Dernekteki gençler genelde dernekte bir işle meşgul, genellikle dans, bazen müzik. Ama iş karar alma, görev alma, gerçek aktivitelerde bulunmaya ve yönetime gelince gençler ortada yok. Herkes 60-70 yaş üzerinde bazen 40’a kadar düşse de durum böyle. Bu durum hakkında genel görüş ise şöyle: Yaşları var, bilgili kişi onlar, her şeyi bilirler… Fakat görüyorsunuz bazı dernekler hiçbir aktivite yapmıyor. Çünkü yöneticilerin teknoloji hakkında bir fikri yok.

Düşündüm ki gençler için bir dernek lazım, aynı zamanda network platformu. Şu anda 3 ana konu üzerine düşüyoruz. Anadil, milli farkındalık, toplum olma bilinci. Organizasyonu geçen yıl kurduk, korona virüsten dolayı gecikmeler yaşandı. Hollanda, Avustralya, Almanya, Kanada, Ürdün, Suriye, Türkiye, Amerika, İsrail ve vatandan katılımcılarımız var. Katılımcı sayısını önemsemiyoruz, sadece gerçekten bizimle çalışacak bir parça da olsa donanımlı kişileri organizasyona katıyoruz. İnsanları bir araya getirmek kadar sorunları önlemek de önemli. Her dernekte kavga çıkıyor özellikle sosyal medyada. Genelde herkese kapımız açık ancak biz problem çıkarıcı insanlara daha önce yaptıklarından bahsediyor ve değişeceklerini söylerlerse bir şans daha tanıyoruz. Değişmemişlerse, güle güle. Derneğimizde kavgaya ve saygısızlığa yer yok.

Daha önce birleşmiş milletlerde çalışma geçmişim olduğu için proje yönetimi konusunda uğraşıyorum. Şu anda projeler üzerine çalışıyoruz.

Sogur Jankat: Bu organizasyonda ne tür aktiviteler yapıyorsunuz? Gelecek için planlarınız nelerdir?

Blan Jalouqa: Daha çok yeniyiz, henüz 6 ayı doldurmadık. Üstünde durduğumuz 3 ana konudan bahsetmiştim. Bunlar organizasyonun sütunları. Birinci sütun anadil için bir projemiz var. Dil partnerleği projesi. Anadili konuşan kişilerle, öğrenen kişileri buluşturuyoruz. Öğretmen ücret talep edebilir veya gönüllü olarak bu işi yapabilir. Fakat biz bunu pek onaylamıyoruz. Ortada bir emek var. Şu anda koronadan dolayı da ekonomi pek iyi değil. Biz insanlara para kazanmak için bir şans vermeliyiz. İnsanlara Çerkesce öğrettikleri için. Neden olmasın?

Bunun dışında tarih makaleleri üzerine uğraşıyoruz. Birçok makaleyi bir araya getirip Kafkasyalılara ve tarihimize ilgisi olan herkese sunuyoruz. Biz ayrıca farklı derneklerden insanlar arasında bağlantı kurmak için uğraşıyoruz. Koronadan dolayı zaman ve imkânımız var. Gençlik arasında bir toplanma planlıyoruz. İnsanlarımız arasında birçok problem oluyor. Birinin bu durumun iyi sonuçlanması için uğraşması lazım.

Kendimden örnek vermem gerekirse;

Hollanda`da ikinci kez dernek başkanlığı yapıyorum. Thamadeden iyi olduğum söylenemez ama hiçbir şey olmayan bir çocuk da değilim. 37 yaşındayım. 20-25 yaş aralığında olsan dahi fark etmez. Eğer bir sorumluluğun varsa onu iyi yapmalısın. Bu tavsiyem hepinize: Kendinize güvenin! “Sen kimsin? Çık dışarı dolaş ya da otur, boşver!” diyen kimseyi dinlemeyin. Birçok iş adamı ya da lider, çalışmalarına 20’li yaşlarda başlamıştır. Bazı başkanlar 25-26 yaşında ülke yönetiyor. Yaşın değil, bilgin, bir konuyu öğrenmen ve öğretmen, üzerinde çalışman önemlidir. Kısaca daha fazla gayret sarf etmeli ve hata yapmamak için dikkatli olmalıyız. Eklemek istiyorum: Herkes üyemiz olabilir. Önemli bir şeye de değinmek istiyorum: İçerisinde Doğu ve Batı diyalektleri olarak ayrılmış Çerkes dilinde 200 pdf kitabın bulunduğu adigabzeweb.com sitesini yaklaşık 1 ay içinde çevrimiçi olarak erişime sunacağız, bakabilirsiniz.

Sogur Jankat: Anavatan ve diasporadaki derneklerle organizasyonunuz ve arasındaki ilişki nedir? Bununla ilgili organizasyonunuzun en büyük vizyonu nedir?

Blan Jalouqa: İlk olarak, bu gençler arası bir iletişim ağı, o yüzden dünyanın her yerinden üye kabul ediyoruz. Bu organizasyonu kurduğumuzdan bu yana diğer derneklerle iletişim halindeyiz, onlara ihtiyacımız var. Mesela anavatandaki yeni bir organizasyon olan Ceres’i belki duymuşsunuzdur. Onunla iş birliği için iletişim halindeyiz. Oradaki diğer organizasyonlar da tarih kitapları üzerinde çalışıyor. Avrupa’daki diğer derneklerle de birlikteyiz, tanışıyoruz. Mesela Hollanda’daki dernek. Zaten üyesiyim. İki organizasyon arasındaki bağlantıyı da sağlıyorum. İleride daha fazla bağlantımız ve işbirliğimiz olacak. Dediğim gibi yeni kurulduk.

İkinci olarak, bizim vizyonumuz milletimizin iyiliği için çalışmak. Yani kültürümüzü, dilimizi, xabzemizi korumak ve geleceğimiz için çalışmak. Bu işi başlatanlardan birisi benim. Başlangıçta birkaç yaşlı insana bu organizasyondan bahsetmiştim. Beni tanıdıklarını ama bu Xase’yi neden yaşlılara değil gençlere yönelik yapmak istediğimi sordular. “Seni tanıyoruz ama Xabze’yi tamamen bildiğini düşünmüyoruz. Oraya katılan gençler de öyle olur” dediler. Onlara gençlerin derneklerle yeterince bağlantı kurmadığını, bunun için bir yol açacağımı, böylece ülkelerini, milletlerini, tarihlerini, dillerini öğreneceklerini, ayrıca yaşlılar ve gençler arasındaki bağlantıyı sağlayacağımızı söyledim. “Bizim amacımız derneklerdeki yaşlı-genç oranını dengelemek ve gençlerdeki Çerkeslik bilincini geliştirmek” dedim. 

Sogur Jankat: Organizasyonunuzun kaç üyesi var ve insanlar organizasyonunuzu destekliyorlar mı?

Blan Jalouqa: Bağışçılar ve üyeler. Mesela, Adığebze ile ilgili bir proje olduğunda onlardan destek bulabiliyorum. Üzerinde çalıştığımız bir proje olan çizgi film seslendirmesi (Daha önce de buna benzer çalışmalar yapıldı. Mesela Aslencıuk çizgi filmi) bu tarz işlerde bağışlar yardımcı oluyor. Üye sayımızın ise ne kadar olduğu önemli değil. Harika bir vizyona sahip, çalışkan ve sorumluluk sahibi en az 10-20 kişi olması bizim için yeterli. Ancak ben 200’e yakın ana üye ile sonuçlanacağımıza inanıyorum. Organizasyona katılmak için başvuru formunu doldurmalısınız, biz başvuru formuna göre karar veriyoruz. Çoğu zaman “katılabilir” onayını veriyoruz. Kabilesini öne çıkarmaya çalışan kişileri ise önce uyarıyoruz sonra davranışlarını tekrar ederlerse üyelikten çıkarıyoruz.

Sogur Jankat: Kuzey Kafkasya’daki halkların geneli için çalışan bir organizasyon musunuz?

Blan Jalouqa: Biz organizasyon olarak Çerkesler üzerinde çalışıyoruz. Ancak bu ileride diğer Kuzey Kafkasya halklarıyla çalışmayacağımız anlamına gelmiyor. Ayrıca üyelerimiz içerisinde annesi Çeçen, Oset vs. olan insanlar da var. Bu kan ile ilgili bir şey değil ancak bizim vizyonumuz bu. İçeride Çerkesler için çalışıyoruz ama diğer halklara herhangi bir konuda yardım etmemiz gerekirse de ederiz. 

Dünya Çerkes Gençlik Organizasyonu hakkında konuşmaya devam edelim.

Organizasyon Çerkeslerin yaşadığı tüm ülkeleri kapsıyor. Almanya, Belçika, Fransa, İsviçre… Nerede Çerkes yaşıyorsa. Benim yaşadığım ülkede yani Hollanda’da bulunan dernek dans ve birkaç başka aktivite haricinde çalışmıyor. Yani bu yüzden bu fikir geldi, gençler olarak doğru Xabze’yi elde etmek. Benim yaşadığım ülkede bazı şeyler çok farklı hale geldi. Mesela gelin aileyle oturamaz ve kapının kenarında bekler. Gelin her işi her şeyi yapmak zorunda gibi. Söylemek zorundayım bu Xabze değil. Xabze’de yaşlılara, kızlara, çocuklara saygı duyulur. Biz bunları araştıracağız ve insanlara bilinç kazanmaları için sunacağız. Bunları yapabilmek için kilit nokta esnek olabilmekte. Ne üzerinde konuşuyorsak konuşalım saygılı olabilmeliyiz.

Yaptığımız diğer bir proje de iş sahiplerinin, girişimcilerin, profesörlerin, dil bilimcilerin, çevirmenlerin aralarındaki bağlantıyı sağlayabilmek. Bizim tüm aktivitelerimiz şu üç ana hedefimize uygun olacak. Çerkesçe, Çerkes tarihi hakkında bilinci artırmak, Çerkesler arasında bağlantı sağlamak.

Sogur Jankat: Çerkes gelinlerinin kenarda beklemesi konusundaki görüşlerinizi açabilir misiniz?

Blan Jalouqa: Aile içeride otururken Çerkes gelinlerinin kapının dışında bekletmek xabze değil. Bunu size yüzde yüz söyleyebilirim. Eğer buna itirazı olan varsa bana gelebilir ve kaynaklarımızı ortaya koyarız. Kimin haklı kimin haksız olduğuna karar veririz. Hem Doğu hem Batı Çerkeslerinde şöyle bir adet var: Eğer yeni gelin isen damadın annesi ile gelin arasında ilişkinin iyi olması için ikisinin arasına bir şey koyulur. Bu “kızımız hoş geldin” demektir. Buradan anlıyoruz ki “sen çay getir ve bulaşıkları yıka” demek için yapılan bir şey değil.

Kültürümüzün ülkeden ülkeye ve kabileden kabileye farklılıklar gösterdiğini de unutmayalım. Bunun hakkında da konuşmamız lazım.

Bu sorunları çözmek için önce bu kültür nereden geldi onu bilmemiz lazım. Orijinal olarak bu kültür anavatandan geldi. Hiçbirimiz şu an yaşadığımız yere Kıbrıs’tan ya da Amerika’dan gelmedi. Hepimiz Kafkasya’dan geldik. 150 yıl kadar biz dışarıda kaldık ve anavatanımız Sovyetler Birliği hakimiyetinde kaldı. Yani şu an kültürümüzün orijinaline anavatandakiler de sahip değil. Mesela Çerkesya’daki kadeh kaldırma adeti önceden bizde yoktu. Bu Sovyetlerden geçti. Bir örnek de kendi düğünümden verebilirim: Kayseri’den gelen bir grup ile Konya’dan gelen bir grup arasında kavga çıkmıştı. “Biz bunu farklı yapıyoruz. Böyle yapılmaz” diyerek kavga ettiler.

Yani şunu demek istiyorum. Orijinalini bulalım. Değişmişi ile karşılaştıralım ve ortasını bulalım. Ve anlaşalım. Fikrim bu.

Bugün dört beş  farklı şıps-baste var. Herkes kendi yaptığının orijinal olduğunu söylüyor. Bu durumda anavatana bakmamız lazım.

Söylediğim gibi her ülkenin farklı bir durumu var. Sovyetler Birliği’nde birçok şey yanlıştı. Kitap okuduğunda ve belli konularda konuştuğunda infaz ediliyordun. Türkiye, Ürdün ve Suriye’de de uzun zaman önce bu şekilde belli konuları konuşmana izin vermeyen kontrol mekanizmaları vardı. Son on yıl içinde dünyanın her yanında Xabze’de artış oldu. Eğer İnstagram sayfalarına ve toplanmalara bakarsanız bunu %100 doğru uygulayan insanlar var. Ben Ürdünlüyüm ve şunu söyleyebilirim ki dünyada hangi diasporaya giderseniz gidin bizim geleneklerimizle hiç alakası olmayan birçok Adige var. Ayrıca Ruslaşmış ve Sovyetleşmiş insanlar var. Kimse biz mükemmeliz diyemez. Eğer birisi bunu diyorsa ego problemi vardır. Demek istediğim şu ki Xabze’ye tamamen uyan birçok insan tanıyorum. Unutmayalım ki bu konuşmanın amacı bağlanmak. Türkiye’de abzeh, adigece , oset, apsuva, çeçence yasaklıydı. Eğer siz bilmiyorsanız ailelerinize ‘’60’larda 70’lerde halk içinde kendi dilinizde konuşabiliyor muydunuz’’ diye sorabilirsiniz. Diğer ülkelerde de durum böyle. İşin bu tarafını unutmayalım. Bizim insanlarımız 2. Dünya savaşında savaşmak zorunda kaldı ve sonuç olarak insanlarımız birbirleriyle de savaştı. Bazı insanlar Almanlara karşı ayaklandı ve bazı insanlar Sovyetlere katıldı. Kafkaslar Sovyetler ve Almanlar adına birbirleri ile savaştılar. Geçmişi unutmayalım ve aynı zamanda geleceğe odaklanalım. Ürdün, Suriye ve Almanya’da şöyle insanlar gördüm; Şortlarıyla oturup nargile içiyorlar ve bir şakayı dinliyorlar. Bu ayıptır. Bunun üstüne Suriye’deki insanlar Xabze’yi bilmiyor diyemem. Bu insanlar bilmiyor ama bilenler var. Konu bu. Gördüğün şeyden yola çıkarak genelleme yapamazsın birçok ülkeden insanlar gördüm. Kökenlerinden tamamen kopmuşlar. Bu doğru değil. Dünyanın neresine giderseniz gidin, orada bir gurup thamade oturuyorsa ve gidip gördüğünüz ilk kişiye merhaba derseniz, onlar kim olursa olsun cezalandırılırsınız çünkü bu yanlış bir hareket. Masanın lideri olan Thamadeden izin almalısınız. Diasporadaki Çerkesler bazı konularda anavatandaki Adigelerden daha bilgili oluyor çünkü onlar Sovyetlerin etkisiyle unutmuş olabiliyor.

Kfar Kama’dan bir kız: Biz orada (Maykop) grup olarak bir hafta geçirdik. Konuşacak Adigeler aradık ama kimse bize merhaba demedi. Oradan olmadığımızı biliyorlardı bize bakıyorlardı ama selam bile vermiyorlardı ve bu çok tuhaf. Böyle bir şeyi beklemiyordum.  Bizim köyümüze Türkiye’de dahil olmak üzere birçok yerden misafirler geliyor.  Misafir geldiğinde çok heyecanlanıyoruz ve mutlu oluyoruz. Gelenler bize ‘’bizim köye çok benziyor ama daha büyüğü ve daha yeşili’’ diyorlar. Gelenlerin çoğunda samimiyeti hissediyorum.

Blan Jalouqa: Bakış açını ve neden şaşırdığını anlıyorum fakat sizin durumunuz farklı. Kfar Kama kapalı bir çember. Korunaklı. Oradan olmayan kimse öylece gelip direkt giremez. Özellikle de eski zamanlarda. Şu an belki farklıdır bilmiyorum. Her ülkenin koşulları çok farklı.  Maykop’dan bahsediyorsun. Maykop bir problem çünkü orada Ruslar çok fazla. Çerkesler kendi vatanlarında azınlık. Söyle düşünmelisin: hangi okul olursa olsun sınıfta yirmi çocuk varsa sadece 5 tanesi Adige. Geri kalanı Ruslar, Ermeniler hatta bazen Kürtler. Almanya’dan birisi bir söz söylemişti; ‘’ Ne kadar kötü olursa olsun, orası senin anavatanın.’’ Kfar Kama sizin anavatanınız değil. Nereye gidersen git güzel ve çirkin şeyler vardır. Ben çirkin şeylerden bahsetmek istemiyorum. Sizin koşullarınız farklı. Ben Ürdün’de Adige okulunda okudum. Ürdün de bir Adige bayrağını alıp sallayabilirim ve kimse bana bir şey diyemez. Ne polis ne istihbarat. Türkiye’de eskiden bu başına sorun açardı. Okulda Adigece konuştuğu için hapse giren bir öğretmen tanıyorum. Adigece konuştu ve Türkiye’de bir ay hapis yattı. Geçmişte bizi neyin birleştirdiğine bakar ve şuan bunu uygularsak, bizden sonraki insanlar da bu şekilde bağlanırlar. Ne kadar kötü ve çirkin olursa olsun lütfen unutmayın ki orası sizin anavatanınız.

“Blan Jalouqa ile Röportaj” için bir cevap

  1. […] Blan Jaloqua ile Röportaj – Sogur Jankat […]

    Beğen

Yorum bırakın

Popüler