Gerige Talha‘nın Zeynel Abidin Besleney ile gerçekleştirdiği ve bir kısmı dergimizin 13. sayısında (Mart 2021) yayınlanan röportajın tam halidir sizlerle paylaşıyoruz.

Zeynel Abidin Besleney Kimdir?

1975 yılında İstanbul’da doğan Besleney, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Bölümü mezunudur. 1996 yılında gittiği İngiltere’de önce Birkbeck College’de Uluslararası İlişkiler öğrenimi gören Besleney, ardından University College London’a bağlı School of Slavonic and East European Studies’de (Slav ve Doğu Avrupa Çalışmaları Okulu) Rusya Çalışmaları üzerine yüksek lisans yaptı. Daha sonra Londra Üniversitesi’ne bağlı School of Oriental and African Studies’de (Şark ve Afrika Çalışmaları Okulu) Türkiye’de Çerkes diaspora tarihi ve siyaseti üzerine doktora yaptı. Çerkes Araştırmaları Grubu üyesi ve Circassianworld.com sitesinde editör olan Besleney, Kafkasya Çalışmaları (Journal of Caucasian Studies) adlı hakemli akademik dergide İngilizce dil editörlüğü ile birlikte Rusya, Kafkasya ve Çerkes siyaseti üzerine çalışmalar yapmaktadır.


Gerige Talha:  “Türkiye’de Çerkes Diasporasının Siyasi Tarihi” başlıklı doktora teziniz oldukça önemli. Fakat tezinizin yazıldığı dönemden sonra diaspora kurumlarında şiddetli bir dönüşüm/değişim gerçekleşti. Diaspora kurumlarının güncel durumunu ele alan bir makale yazmayı düşünüyor musunuz?

Zeynel Abidin Besleney: Bu çalışma (doktora tezi) 2004’te başlayıp 2012’de sonlandı. Büyük kısmı teorik ve tarihsel verilerden oluşuyor ve doğal olarak son dokuz on yılın gelişmelerini içermiyor. Yani Çerkes Dernekleri Federasyonu gibi bir çatı örgütü, Çoğulcu Demokrasi Partisi gibi bir siyasal parti, yada Şimali Kafkasya Derneği gibi bir dernek bu çalışmada yok. Ayrıca çalışmada yer alan enformel örgütlenmelerin hemen hepsi ya faaliyetlerini durdurdu yada yapısal değişiklikler geçirek dönüştü. Yani benim tezim de onun kitaba dönüşmüş hali de güncele hakim değil. O yüzden eklemelerle yeni baskılarının yapılması tabi ki iyi olabilir ama bir açıdan şart da degil çünkü eğer bu tez/kitap ana hatları itibariyle kendi alanında bir başvuru kaynağı olmayı başarmışsa bu da yeterli sayılabilir. Güncel gelişmelerin ve yeni dinamiklerin analizini yazılacak yeni makaleler ve kitaplar da yapabilir aslında.

Ama açıkçası ben kişisel olarak bir müddet teorik, akademik ve tarihi malzemelerle çalışmak istemiyorum ve az sayıda uzmanın okuyacağı akademik makaleler yazmak yerine daha çok genel okuyucu, dinleyici ve aktivistlere hitap edecek şeyler üretmek istiyorum. Nihayetinde belli bir aşamadan sonra her akademisyenin amacı yazdıklarıyla yaşama ve gelişmelere etkide bulunmaktır. Benim de amacım o. Ne kadar başarılı olabilirim, onu artık zaman gösterecek.

Gerige Talha: Pandemi ile birlikte devletlerin toplum üzerindeki rollerinin ve hakimiyetlerinin arttığına dair bir görüş bulunmakta. Sizce bu görüş doğru mu? Pandemi sonrası dönemde dünya genelinde diasporada ve Kafkasya’da bulunan sivil toplum örgütleri bu durumdan nasıl etkilenir?

Zeynel Abidin Besleney: Bu konu sadece Çerkesleri yada Kafkasyalıları değil tüm dünyayı ilgilendiriyor. Ve sorunun tarafları sadece birey ve devlet de degil. Geçmişte bireye dair hassas bilgilere sahip olan kurum sadece devletti. Ama son 20 yılda Twitter ve Facebook gibi sosyal media araçları, Google gibi arama motorları ve Amazon gibi alışveriş siteleri temel kişisel bilgilerin ötesinde bireyin iç dünyasından alışveriş alışkanlıklarına, etnik kimliğine, cinsel yönelimine, dünya görüşüne dair birçok şeyi hatta anlık lokasyonunu bile bilebiliyor. Üstelik bunlar devlet ötesi yapılar ve dünyanın tamamında hareket edebiliyor, son derece hızlı ve anlık bilgileri sunabiliyorlar. Bu yeni yapılar, birey-devlet ve birey-kurumlar arası ilişkileri yeniden düzenleyecek sonuçlara yol açıyorlar.

Tüm bu gelişmelerin nereye varacağını bilmek şu an için mümkün değilse de elimizde bazı emareler de yok degil. Özellikle 2010’dan sonra Amerika ve Birleşik Krallık’ta olanlar başta olmak üzere dünyadaki bir çok seçimde ve referandumda sosyal media kullanıcılarının okudukları makaleler, hoşlandıkları yazılar ve siyasal eğilimlerine dair bilgileri, yapay zeka ve algoritmalar kullanılarak seçmen davranışlarının manipüle edildiğini biliyoruz.  Örneğin bu manüpülasyonlarda önemli rol oynamış olan Cambridge Analytica adlı bir İngiliz danışmanlık şirketi bütün sırlarıyla birlikte kapatıldı. Bence bu yaşananlar devlet-birey ilişkisinin de ötesine geçen bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.

Doğrusu tüm dünyayı etkileyen böylesi bir gelişmenin Kafkasya gibi stratejik bir bölgeyi yada Kafkas ve Çerkes diasporalarını etkilemeyeceğini düşünmek naiflik olur. Kafkasyalılar ve Çerkesler olarak karşınızdaki güçlü aktörler, ki bunlar devlet de olabilir devlet-dışı bir kuruluşlar da olabilir, toplumunuzu manipüle etmek, cemiyetin önde gelen bireylerini, aktivistlerini erkenden tespit edip onlar üzerine önlem almak, onlara dair algıyı değiştirmek gibi birçok uygulamayı yapabilir. Aslında bu tip şeyler eskiden de vardı ama şimdi bu bahsettiğim teknolojik gelişmelerle bu süreç çok daha profesyonel ve sofistike hale geldi. Bunlar mutlaka olur mu bilmiyorum ama dünyanın başka yerlerinde yaşanan gelişmeler bunun çok mümkün olduğunu gösteriyor.

Bildiğim bir şey varsa o da önümüzdeki on yılın geçtiğimiz yüz yıldan çok daha çarpıcı siyasal ve toplumsal gelişmelere gebe olduğudur.

Gerige Talha: Pandemi dönemiyle birlikte internet platformları üzerinden çeşitli webinar ve seminerler yapılmaya başlandı. Türkiye diasporası da buna ayak uydurdu. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Zeynel Abidin Besleney: Ben birkaç nedenden dolayı bunun çok pozitif bir gelişme olduğunu düşünüyorum. Farklı lokasyonlarda yaşayıp farklı dillerde konuşan insanları çeşitli elektronik araçlarla, çeviri aplikasyonlarla, Youtube, Twitter, Facebook gibi sosyal medya araçlarıyla sanal ortamda bir araya getirmek 2000’lerin başında başlayan bir süreçti, 2020’de pandemi ortaya çıkınca ise artık bu noktaya ulaştı. 

Geçmişte benzer bir durum televizyonların yaygınlaşmasıyla gerçekleşmişti, bugün ise internetle oluyor. Fakat dünyada televizyonlar, yayın yaptıkları ülkelerin yasal süreçlerine tabidirler fakat internet genel olarak öyle değil. Tamamen özgür değil tabii; özellikle Çin veya benzer ülkelerde yaşıyorsanız, hatta Türkiye’de bile zaman zaman. Ama göreceli olarak ulus devletlerin kontrollerinin daha dışında bir yapı, öyle söyleyelim. Bu anlamda zamanında kendine ait yayın araçları ve medyaları oluşamamış toplumlar için bu durum çok daha dönüştürücü hale geliyor.

Şimdi Çerkeslerin arada kalmış bir durumu var çünkü bir yandan neredeyse yüzyıldır kendilerine ait cumhuriyetleri ve yayın kurumları var ama öte yandan bu cumhuriyetler bağımsız yada yeter,nce otonom olmadığından yayın kurumları yeterince yeterli sayıda materyal üretemiyor, yeterli sayıda yayın yapamıyorlar. Artı şöyle bir sorun da var. Bugün Çerkesler dört beş dilde anlaşıyorlar birbirleriyle. Artık Çerkesçe tüm Çerkesleri tek başına bir araya getiren bir dil değil. Bu anlamda medya araçları toplumun tamamına ancak Türkçe, Çerkesçe, Arapça, Rusça ve hatta İngilizce kullanılarak ulaşabilir. Simültane çeviri/altyazı teknolojisi de daha yaygın olarak kullanılırsa her nerede yapılırsa yapılsın bu yayınlar Çerkes dünyasının her köşesine ulaşabilir. Ve esas dönüştürücü etki o zaman ortaya çıkacaktır.

Bir de artık çok bilinen televizyon kanallarının programlarının bir kısmının bile zoom gibi programlarla yapıldığı düşünülürse bu yayın tarzının izleyiciler nezdinde meşrulaştığını ve bu durumun yayın kalitesinin düşüklüğü olarak algılanmadığını söyleyebiliriz.

Bir başka çarpıcı ve sevindirici gelişme online Çerkesçe kurslarının yaygınlaşması ve popülerleşmesi oldu. Artık kendi evinizde hatta arabanızın içinde dersleri dinleyebilmek, interaktif olarak katılabilmek mümkün. Örneğin ben de bir online Çerkesçe dersine katıldım. Hocamız Çerkesya’dan katılımcılar ise Kanada’dan, Amerika’dan, Fransa’dan, İngiltere ve Türkiye’den katılıyordu. Yani 6 farklı ülkeden insan aynı anda interaktif bir şekilde Türkçe ve İngilizce üzerinden Çerkesçe öğreniyor yada Çerkesçelerini geliştiriyordu. Çerkesçenin diasporada da ayakta kalabilmesi yada en azından ulusal kimliği ayakta tutacak ve anavatandakilerle günlük konuşmaları idame ettirebilecek bir şekilde var olabilmesi için bunların çok çarpıcı gelişmeler olduğunu düşünüyorum. 

Gerige Talha: Sizce bu internet platformlarının yaygınlaşması derneklerin katı yapısının değişim geçirmesini sağlayabilir mi? Derneklerin daha esnek ve hızlı bir aktivizm dalgasına girmelerine neden olur mu?

Zeynel Abidin Besleney: Bence evet. Çünkü kendi ulusal medyası olmayan bir diaspora toplumu olarak Çerkeslerin de kendi gündemlerine ait konuları konuşabilecekleri medya araçlarının oluşmasının zaman içerisinde konvansiyonel toplum örgütleri olan dernekleri de değiştireceğini düşünüyorum. Zira bir kurumun yöneticileri ile üyeleri ve üye olmayan takipçileri arasında interaktif iletişimin artması, kurumun ve aktivitelerinin daha çok bilinmesine, analiz ya da kritik edilmesine katkı sağlar. Tüzükler güncellenirse, tartışmalar daha çok halkın gündemine gelirse ve daha geniş bir katılım sağlanırsa, farklı dünya görüşlerini savunan gruplar ve farklı siyasal projeler ortaya çıkar. Bunun sonucunda daha canlı ve dinamik kurumlar, yapılar ortaya çıkabilir. Toplumu daha iyi okuyan kurumlar, geçmişlerinin kaç yıllık olduğuna bakmaksızın, yeni dünyada çok daha hızlı hareket edebilir, birkaç yılda yapılabilecek değişimleri bir kaç gün yada haftada hayata geçirebilir.

Gerige Talha: Son olarak, Çerkes diasporasının siyasi tarihi ve kurumları hakkında çalışmak isteyen gençler için neler önerirsiniz?

Zeynel Abidin Besleney:  2020’nin dünyasında bu konuları çalışmak isteyen insanların önünde çok daha fazla imkan var. Neden derseniz, az önce bahsettiğimiz gibi internetin yaygınlaşması ile dünyada bir çok arşiv dijitalleşerek belgelere dijital ulaşım imkanı vermeye başladı. Eskiden Çerkeslerle ilgili kaynakların büyük kısmının bulunduğu Rusya, Türkiye, Avrupa ve Amerika’daki arşivlere ve kütüphanelere fiziken gitmeniz gerekiyordu. Bu çok maliyetli bir şey ve aynı zamanda bir kişinin bir çok dili de bilmesini gerektiren bir durumdu. Eğer arkanızda da bir devlet ve kurum desteği yoksa, özellikle Çerkesler gibi bir topluma dair araştırma yapmak istiyorsanız imkanlarınız son derece kısıtlı, üretiminiz de buna göre kısıtlı oluyordu. Bu yüzden geçmişte bilgi ve kaynaklar sınırlı sayıda insanın elinde olurdu.

Ancak artık böyle değil. Online çeviri aplikasyonları da bu konuda farklı dillerdeki verilerin en azından bir kısmının hızla okunup anlaşılmasına yarıyor. Tüm bunların sonucunda da son yıllarda azımsanmayacak sayıda araştırmacının Çerkesler hakkında üretim yaptığına şahit oluyoruz. Tabi ki üretilen her makalenin yada araştırmanın sağlıklı ve tamamen doğru bilgilere dayandığını söylemek mümkün degil. Ama yine de geçmişe göre artık çok daha fazla bilgi, belge ve kaynak var elimizde.

Bu konularda çalışmak isteyenlere Çerkes tarihi, sosyolojisi ve siyaseti gibi konularda yapılan online kurs, webinar ve yayınları yakından takip etmelerini öneririm. Bir süre hem tarihsel hem de güncel materyalleri okuyarak, siyaset bilimi, sosyoloji ve antropolojinin ana metinleriyle de tanışarak Çerkes toplumunun yapısına, onun tarihsel değişimlerine ve yaşanmışlıklarına bakılabilir ve bu konularda dünyada meydana gelen diğer önemli gelişmelere da bakarak karşılaştırmalı analizler yapılabilir. İmparatorluklar arası ilişkiler, Osmanlı devletinin son yılları, Rusya’nın son yılları, sınıfsal ilişkiler ve çelişkiler üzerine artık çok daha fazla kaynak var. Yakın zamanda Türkçe’ye çevrilen de bir çok kaynak var. Yani Çerkesler üzerine araştırma yapmak isteyen herkesin Çerkesleri önce dünya ardından da Ortadoğu, Avrasya, Kafkasya bağlamlarına yerleştirerek onların etraflarındaki toplum ve devletlerle olan ilişkilerini irdelemelerini de çok önemli buluyorum.

Bir de özellikle son yirmi yılda sürgün, soykırım ve geçmişin acıları üzerine yapılan organizasyonlar ve kullanılan ulusal sembollerin Çerkes kimliğinin güçlenmesine ve Çerkes siyasetinin kitleselleşmesinde çok etkisi olduğu gerçeğini bilmekle birlikte şöyle bir tehlikeye de dikkat çekmek istiyorum: eğer toplumun düşünen kesimlerinin ve araştırmacıların enerjisinin çoğu tarih ve geçmişe dönük konulara odaklanırsa bu kez de gerçek hayatın gelişmelerini ve insanlığın  şu son dönemde yaşadığı çok çarpıcı değişimleri ıskalama ihtimalinin de olduğunu düşünüyorum. Evet, tarihsel materyaller önemli ama bana kalırsa gelecek kadar önemli degil. Genç araştırmacılara özellikle ‘ezberlerin ve kalıpların dışında düşünebilmeyi ve bunları korkmadan ifade etmeyi’ öneriyorum. Yani kurumların ve toplumun ne diyeceğini düşünmeden, yeni fikirlerle ve önerilerle ortaya çıkmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Geleneksel Çerkes kültürel kodları içerisinde bu çok da makbul olmayan bir davranış biçimi olabilir ama artık yaratıcı fikir ve alternatif sunan kanaat önderleri makbul. Sizin kim olduğunuzun, hangi derneğin üyesi olduğunuzun yada hangi sosyal sınıftan geldiğinizin artık bir hükmü yok.

 Gerige Talha: Çalışmalarınız Diaspora’nın ufkunu açıyor. Teşekkürler.

“Zeynel Abidin Besleney ile Mülakat: Diasporaya Dair” için bir cevap

  1. […] Zeynel Abidin Besleney ile Mülakat – Gonepş’ey Janbek ve Gerige Talha […]

    Beğen

Yorum bırakın

Popüler