Şolokh Ülkü Menşure yazdı…

Bu yazı dergimizin 24. sayısında yayımlanmıştır.

Çeçenistan’da savaş sokaklardan çekildi. Elsa Kungayeva gibi onlarca genç kızın, yaşlının, erkeğin işkencelerle öldürüldüğü, dağa çıkan bir genç için bütün köyün cezalandırıldığı ve bazen hiçbir sebebin gerekmediği “temizlik” operasyonları bitti. Artık Çeçenistan, diğer tüm Kuzey Kafkasya devletleri gibi atanmış bir liderle yönetiliyor. Sosyal medyanın hayatımıza girmesinden sonra, yaşananlar hakkında daha fazla şey öğrenmeye başladık. Öğrendiklerimizden biri de; sokakları ışıl ışıl ve imar edilmiş Çeçenistan’da, insanların Stalin dönemini aratmayan bir baskı rejiminde yaşadığı oldu. Aslında bizim bildiğimiz, dünyanın ise daha fazla aşina olduğu bu gerçek, her geçen gün koyulaşarak üzerimize çöküyor. “Çöküyor.” diyorum çünkü dünyanın neresinde olursa olsun kötülükle mücadele, insanlığın ortak meselesidir. Aydın, insanlık değerlerine sahip, evrensel düşünen hiç kimse, masumun kimliği ile ilgilenmez. Eğer dînî ya da ırkî kimliği ile ilgilenen varsa kendini, değerlerini ve hayata bakışını sorgulamalıdır.


Geçen yıl Çeçenistan’da 2500’den fazla insan kaybedilmişti. Bu her 6 saatte bir kaçırılma vakasına denk geliyor. Elbette bu kayıpların hiçbiri eceliyle ölmedi. Tarihî Çerkesya topraklarının Karaçay-Çerkes ve Kabardey-Balkar bölgelerindeki toplam sayı ise 500’ün üzerindeydi. Sessizce ve derinden devam etmesi istenen bu yavaş soykırım, sosyal ağlar sayesinde açığa çıktığında, Kadirov’un öfkesi daha da arttı. Önce eski bir Kadirov polisi olan Süleyman Gezmakhayev’in, vicdanının sesini susturamayarak yoksul ve kimsesiz ailelerin genç erkeklerinin bodrum katlarında başlarına neler geldiğini anlatması, vahşetin boyutlarını gözler önüne serdi. Hiçbir suçu olmayan bu 17- 20 yaş aralığındaki gençler, günlerce aç bırakılıyor, saçları, sakalları uzayınca bir şekilde sakatlanmış olarak dağa götürülüyor ve orada filmlerde görülebilecek bir insan avı başlatılıyordu. Genç kurbanın ölüsü, “Militan Terörist” ilan ediliyor ve polisler bundan pirim ve rütbe alıyordu. Bu olayın açığa çıkması, olan biteni durdurmaya yetmedi çünkü zaten Putin rejiminin de bundan şikâyeti olamazdı. 500 yıllık bir deneyimle, zorba bir rejim için daima en iyi Kafkasyalı, ölü Kafkasyalı’dır.

Kadirov’un Çeçen muhalefetiyle mücadelesinin bir başka yolunun suikastler olduğu aşikârdır. Son yıllarda gerek Türkiye gerek Avrupa’da bu girişimler engellendi ve son olarak Türkiye’ye suikast için gelen Rus ajanları 33 yıl ile yargılanmaya başlandı. Bu Türkiye tarihi açısından bir ilkti. Bu suçun cezasız kalmayacağını diliyor ve adalete güveniyoruz. Bu olayın öfkesiyle muhtemelen Kadirov’un; Abdullah Öcalan’ın ve Fethullah Gülen’in adlarını sokaklara, parkalara vermenin, bu yapılara destek olmanın doğru olacağını söylediği bir videonun ardından, Kadirov’un müftüsü de Gülen’i bir “Masum Aydın” olarak tanımladı. Elbette, bir yandan sosyal medyada beğeni, bir videoda temenni, saygıyla çekilmiş sıradan bir mera isteği gibi sebeplerle insanları işkenceden geçiren bu akıl ve vicdan dışı iktidar, artık öldüremediği muhalefeti de aynı yöntemle susturmaya niyet etti. Avrupa’da yaşayan Minkail Malizayev, Aslan Artsuev, Tumso Abdurrahmanov, Vayfond kurucusu Mansur Sadullayev, Türkiye diasporasından Hasan Halitov’un akrabaları kaçırılarak rehin alındı. Eğer Kadirov rejimini eleştirmeyi bırakmazlarsa akrabalarının öleceği yazıldı. Minkail Malizayev ve Hasan Halitov’a kadın akrabalarının çıplak fotoğrafları mesaj olarak gönderildi ve tecavüzle tehdit edildi.

Elbette burada qunah, xabze dediğimiz Kuzey Kafkasya’nın örf ve tutumlarına söz geliyor. Tarih boyunca biz, geleneklerine çok bağlı insanlar olmakla övündük. Düşmanlık ettiğiniz bir kişinin ailesindeki kadınlara şiddet şöyle dursun, düşmanın kendisi dahi arkadan vurulmazdı. Çeçenler, I. Çeçenya Müdafası’nda genç Rus askerleri, annelerine karınları tok ve yaraları sarılmış halde teslim etti. Hiçbir Kafkasya halkı şöyle dursun, en korkunç âdetlere sahip marjinal bir toplulukta bile böyle bir âdet tarih boyunca kaydedilmedi, satanistler dışında. Elbette Çeçenya’da şu günlerde çiğnenen tek örf bu değil. Önümüze düşen videolar, “Avrupa’da kalın. Allah sizin için böyle uygun görmüş.” dediği için kardeşi tarafından topluluk içinde dövülen yaşlıları da gösteriyor. Çeçen kültürü, despotizm baltasıyla kırılıyor, kötülük normalleştiriliyor. Bu yazının yazıldığı 20 Şubat 2022 tarihine kadar, sadece Şubat ayı içerisinde yine 17- 20 yaş aralığında 26 genç kaçırıldı. Bu zaman diliminde İşkence Karşıtı Komite’nin eski avukatlarından Abubakar Yangulbayev’in annesi, Rusya’nın Çeçenistan dışındaki bir bölgesindeki evinden dövülerek kaçırılmış ve baygın halde polisi darp etmekten Çeçenistan’da yargılanmaya başlanmıştı. Kadirov, Abubakar ve kardeşlerine gelip annelerini almalarını söyledi. Diaspora hemen hemen bütün örgütlenmeleriyle bu insanlık suçunun karşısında durarak bir Çerkes’in “Onur” tanımına yakışır tutumlarını ortaya koydu. Uluslararası insan hakları örgütleri, Avrupa Birliği ve ABD Dış İşleri Bakanlığı, işkence ve muhalefete baskıyı kınayarak Rusya Federasyonu’nu müdahaleye çağırdı. Rusya muhalefeti “Bütün Rusya Çeçenistan mı?” diye sordu ve Kadirov’un görevden alınmasını isteyen kampanyalar başlattı. Düzenlenen bir imza kampanyasına iki günde 150 bin kişi imza attı.

Görünen o ki hiç kimse bu vahşeti görmezden gelemiyor. Görmezden gelmekte ısrar edenlerin; engelli, hamile, hasta kadın ve çocukların dâhil olduğu şu an itibariyle 90’dan fazla insanın kötü muamele görüyor olmasını yok sayanların ise vicdanlarının yerinde olup olmadığını kontrol etmeleri gerekiyor. En rahatsız edici olan da bu sessizlik…

Şuna bir yanıt: “Çeçenistan”

  1. […] Çeçenistan – Şolokh Ülkü Menşure […]

    Beğen

Yorum bırakın

Popüler