Gerige Talha yazdı….

Bu yazı dergimizin 19. sayısında yayımlanmıştır.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, Dünya Çerkes Birliği’nin kuruluşunun 30. yılı nedeniyle yayınladığı tebrik mesajı 19 Eylül tarihinde Kremlin’in web sitesinde yayınlandı. Telgrafta şöyle yazmaktaydı:

“Her ulusun kimliğinin ve özgünlüğünün korunması, etnik ve dinler arası uyumun güçlendirilmesi konuları devletin her zaman öncelik verdiği konulardır. Bu yıl 30 yaşına girecek olan Uluslararası Çerkes Derneği (DÇB) gibi büyük kuruluşların bu konuda aktif rol almaları sevindirici.”[1]

Putin’in bu güzel sözleri kimi Çerkesleri mutlu edebilir. Çünkü Putin’in içinde “Çerkes” kelimesi geçen bir kurumun kuruluşunu tebrik ediyor olması insanın gururunu okşar. Fakat DÇB’nin faaliyetleri hakkında bilgi sahibi oldukça Putin’in övgüsünün boşa olmadığı açığa çıkıyor.

DÇB Nedir?

1991 yılında Kabardey-Balkar’da ilk Dünya Çerkes Birliği kongresi yapıldı. DÇB resmi olarak kuruldu. DÇB’nin kuruluşunun temel amacı Vatan ve diasporalardan katılan dernekleri bir arada toplayabilmek ve faaliyetleri birlik içerisinde gerçekleştirebilmekti. DÇB’nin resmi hedeflerini şu şekilde sıralayabiliriz:[2]

Çerkes kültürü ve dilinin korunması ve gelişimine olanak sağlanması, Çerkesçe için tek ve standart bir yazı dilinin oluşturulması,

Çerkeslerin karşılaştığı siyasi ve ekonomik sorunlara çözüm aramak,

Diaspora Çerkeslerinin Kafkasya’ya dönmesine yardımcı olmak,

Uluslararası Çerkes organizasyonları arasındaki işbirliğini artırmak.

DÇB’nin ilk başkanı Kalmuk Yura’ydı. Yura liderliğinde DÇB itibar kazandı ve amaçlarının bir kısmını Çerkes cumhuriyetlerinde gerçekleştirebildi. DÇB ile yükselen Çerkes aktivizmi Gürcü işgaline karşı Abhazların zafer kazanmasına katkı sağladı. Her ne kadar askeri yardım ve Çerkes gönüllülerin Abhazya’ya ulaşmasında temel rolü Kafkas Halkları Konfederasyonu organize etmiş olsa bile bu aşamada Çerkes aktivizmi pan-Kafkas aktivizmi ile birlik olmuştur.[3] Kalmuk Yura, 1993 yılında ortamdan duyduğu rahatsızlıklardan dolayı DÇB’den istifa etti. Rusya’nın yürütmekte olduğu Kafkasya politikasına ve Çeçenistan’ı işgaline karşı olan Yura 1994 yılında Rusya Adalet Bakanlığı görevinden de istifa etti. Yura’nın istifasından sonra DÇB’nin bir süre daha Çerkes halkının yararına faaliyette bulunduğunu söyleyebiliriz. Uluslararası kamuoyunda Çerkes sorununu tanıtmak için 1997 yılında Temsil Edilmeyen Halklar ve Uluslar Organizasyonuna (UNPO) üye olmasını ve Kosova’da yaşayan Çerkeslerden 200 kişilik bir grubun 1998 yılında hava yolu ile Adığey’e yerleştirilmesini örnek olarak gösterebiliriz. DÇB nedeniyle dünyadaki Çerkes derneklerinden yüzlerce delegenin bir araya gelerek fikir alışverişinde bulunmaları, global Çerkes toplumu fikrini insanların kafasına yerleştirdi ve bu fikri daha realist hale getirdi. Bundan dolayı DÇB’nin 1991 ve 2000 yılları arasında global Çerkes milliyetçiliği ve aktivizminin somutlaşmış hali olduğunu, aktivistlerin büyük çoğunluğunu temsil ettiğini ve bu global çatı organizasyonunun ana özelliğinin üyelerinin formel ve geleneksel Çerkes dernekleri olduğunu söylemek yanlış olmaz.[4]

1990’lı yıllarda Yeltsin hükümetinin etnik cumhuriyetler üzerindeki etkisi yoğun değildi. O nedenle cumhuriyetler daha özerk faaliyet gösterebiliyordu. O dönemde DÇB’nin Çerkes halkının çıkarlarını doğrudan savunabilmesi de bununla bağlantılıydı. Fakat bu olumlu gidişat, 2000’li yıllarda Vladimir Putin’in iktidara gelip Rus siyasi sistemini tekrar yapılandırılmasıyla değişti. Cumhuriyetlerin hakları ellerinden alındı ve özerk hareket etme kapasiteleri kısıtlandı. Moskova’daki bu gelişmelerin sonucunda Kabardey-Balkar’ın siyasi elitleri, DÇB’nin Nalçik’teki merkezinin kontrolünü ele geçirdi ve Yağan İbrahim, Hatajuko Valery gibi önemli şahsiyetler istifaya zorlandı.[5] Yaşanan bu gelişmeler üyelerin kendi isteğiyle DÇB’den ayrılmalarına ve DÇB’nin arkasındaki halk desteğinin kaybolmasına neden oldu. Organizasyon, Moskova’nın kontrolündeki yerel bürokratik elitlerin Çerkes aktivizmini kendi çıkarları için kullanmasına izin veren bir araç haline geldi.[6] Bundan sonra siyasete bulaşmayıp, kültürel konulara yoğunlaşacağı açıklanan DÇB’nin önceki yıllardaki önder konumu törpülenerek Moskova’yı kızdırmaktan kaçınan bürokratik bir konuma evrildi. DÇB’nin bu konumu üye olan dernekleri de etkilemiş ve onlar da Moskova’yı ürkütecek faaliyetlerden kaçınmışlardır.

DÇB ile Neden Olmaz?

DÇB, Tsıpıne Aslan, Aslan Jukov, Suadin Pşukov, Kazbek Gekkiev ve Timur Kuaşev gibi gazeteci ve insan hakları savunucularına yönelik faili meçhullara ses çıkarmamıştır.[7] Koçesoko Martin davasında da üç maymunu oynamıştır. 2014 Kış Olimpiyatlarının Soçi’de yapılmasına destek çıkmış ve üstüne üstlük olimpiyat sonrası Çerkes faktörünün olimpiyatlarda yeteri kadar temsil edildiğini ifade etmiştir.

Olimpiyatların 2/3 kadarının kış iklimine sahip bir ülkede subtropikal iklime sahip Soçi’de yapılması ayrı bir tartışma konusuyken barış ve dostluğun sembolü olan oyunların Çerkes soykırımının sembol şehri Soçi’de yapılması en fazla karşı çıkılan noktaydı. Rusya halen “Çerkes sorunu”nu çözememişken yapılan bu hamle en basit şekilde çocukların en yakın mezarlığa gidip mezar taşlarının üzerinde futbol oynamasından farklı değildi. O dönem Kafkasya Forumu No Sochi kampanyasını düzenlemeseydi muhtemelen KAFFED DÇB’nin duruşu nedeniyle Sochi Olimpiyatlarına karşı herhangi kitlesel bir eylem düzenlemeyecekti. Kamuoyunu yönlendiren, Kafkasya Forumunun faaliyetleriydi.

Onun dışında DÇB, 2007 yılında Rusya’nın ortaya attığı “Kabardey’in Rusya’ya Gönüllü olarak Katılışı” yalanını kabullenmiş, kutlama çalışmalarına destek verilmesi kararını alarak organizasyon için öneriler sunmuştur.[8]

19 Haziran 2018 tarihinde gerçekleştirilen Duma’daki ilk oylamada kabul edilen “Rusya Federasyonu Eğitim Sisteminde Değişiklik Yapılmasına Dair 438863-7 sayılı Kanun Taslağı” yerel dillerde zorunlu eğitimi kaldırıp, seçmeli hale getiriyordu.[9] Rusça’nın yaygınlaştığı günümüzde yerel dillerin zorunlu olması yerel dilleri güçlendirip, yok oluşlarını engelliyordu. DÇB, bu yasa değişikliğine de ses çıkarmamıştır. Oysa DÇB’nin ilk kuruluş amaçlarına baktığımızda çelişkiye düştüğünü net şekilde görmekteyiz. Rus polisi 2005’ten bu yana en az 500 Çerkes gencini “terörle mücadele operasyonlarında” öldürdü. 3 Temmuz’da Anzor Barazov, Mendoh Arsen, Tamaz Çikradze, Şocen Hasan ve Hupsırgen Hasanbiy terör operasyonu sonucu öldürülmüş ve operasyon kamuoyuna şu ifadelerle duyurulmuştur:

“Bu sabah (3 Temmuz) saat 03.00 sıralarında Nalçik’in bir banliyösünde aynı bahçe içinde yer alan evlerden birinde eşkıyalar kıstırıldı. Silahlarını bırakıp teslim olmaları istendi. Karşılık olarak güvenlik güçlerine ateş açtılar. Silahlı çatışmanın sonunda beş eşkıya öldürüldü.”[10]

Her ne kadar resmi açıklama terör operasyonlarında öldürüldüklerini ifade etse bile aileleri ölenlerin cesetlerinde işkence izlerine rastladıklarını bildirmiştir. İşkence izleri de gazetecilerin ve avukatların, beş kişinin kaçırılıp işkence ile öldürüldükten sonra “sahte” terör operasyonu düzenlendiği iddiasına haklılık payı kazandırmaktadır. Cumhuriyetlerde insan hakları ihlalleri artmışken Çerkes halkının haklarını savunma iddiasıyla öne çıkan DÇB yine üç maymunu oynamaktadır.

Sonuç

Bugün DÇB Çerkes halkının nezdinde meşruiyetini kaybetmiştir. Bu tartışmaya açık bir konu değildir. Çerkes halkının çıkarları için mücadele etmek niyetiyle kurulan ve bu doğrultuda amaçlar belirleyen DÇB’nin geldiği konum meşruiyetini kaybettiğinin en net göstergesidir. Bu kadar açık kanıtlara rağmen DÇB’ye bardağın dolu tarafından bakılması gerektiği ifade edilmektedir. Gelin birlikte DÇB’yi düzeltelim, eksikliklerini giderelim denilmektedir. Bugüne kadar delegeler DÇB’nin hangi yetersizliğini düzeltebilmiştir? Açık şekilde terörle mücadele operasyonları adı altında uygulanan yargısız infazlar DÇB genel kurulunda kendisine yer bulabilecek midir? Bulabilecekse bu konuda DÇB, Rus devletini eleştirebilecek midir? Bugün Rus devletinin eli kanlıdır. DÇB de bu kana ortak olmaktadır. Bardağın dolması 2000 öncesinde durmuş ve boş tarafında ise haksızlığa uğrayanlar ve ölenlerin cesetleri durmaktadır.

Bölgedeki dinsel radikalizmin artmasının altındaki temel sebep Rusya’nın politikalarıdır. Tabii ki Çeçen Savaşından itibaren Çeçen önderler tarafından Ortadoğu’dan gelen radikallerin engellenememiş ve radikalizme ket vurulamamış olması ayrı bir sorundur. Fakat Çeçen savaşına katılmak için gelen radikalleri Rusya engelleyebilecekken engellememiş ve bölgede selefi sorununun yaratılmasına ortam hazırlamıştır.[11] Radikalizmin artmasının diğer bir nedeni de ekonomik sebeplerdir. Rusya, cumhuriyetlerde doğru düzgün bir kalkınma politikası gütmemiş ve merkezden cumhuriyetlere gönderilen paralar cumhuriyetlerin siyasi elitleri arasında hiç edilmiş ve bununla bağlantılı olarak yolsuzluk yaygınlaşmıştır. Bölgenin kalkınması bölgedeki ayrılıkçılık isteğini arttıracağından kalkınmaması Rusya için olumlu bir durumdur. Bölgenin kalkınmamış olması, yüksek işsizlik oranları ve yolsuzluğun gençleri radikalizme itmesine çeşitli çalışmalarda değinilmiştir.[12] Sonuç olarak bölgedeki temel muhatap Rusya’dır. Cumhuriyetlerdeki sorunları çözebilmek için başka bir muhattap yoktur. Cumhuriyetlerde kazanımlarımız olduğunu, o nedenle “savaş çığırtkanlığına” varan aşırı söylemlerden kaçınmamız gerektiğini söyleyenlerin haklılık payı vardır. Lakin bu söylem öyle bir noktaya ulaşmıştır ki “pasifizm” her yeri sarmıştır. Bunun en temel örneği de DÇB konusunda bir kısım Çerkesin tutumudur. Talepkar ve mücadeleci olmadan, “kullanılarak ve tek taraflı tavizlerle” ulusal-demokratik hakları elde etmek söz konusu olmayıp bu “kimliksizleşme” ve “yok oluşu artık kabullenmek” demektir.[13] Delegeler DÇB’yi Çerkes halkı nezdinde meşru zemine oturtmak istiyorlarsa bu sorunları DÇB kongrelerine taşımalıdırlar.


[1]Anonim. 2021. Rusya Devlet Başkanı Putin, Dünya Çerkes Birliği’ni (DÇB) Tebrik Etti. https://www.infocherkessia.com/tr/haberler/dunyadan/rusya-devlet-baskani-putin-dunya-cerkes-birligi-ni-dcb-tebrik-etti. Erişim Tarihi: 19.09.2021.

[2]Besleney, Z. A., 2016. Türkiye’de Çerkes Diasporasının Siyasi Tarihi. Demirci, E. (çev.). 1. Baskı. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, ss. 159.

[3]a.g.e.

[4]a.g.e., ss. 162.

[5]a.g.e.

[6]a.g.e., ss. 163.

[7]Bkz. Anonim. 2014. Samsun Çerkes Derneği’nden DÇB hakkında Sert Açıklama. http://www.gusips.net/news/7465-samsun-cerkes-derneginden-dcb-hakkinda-sert-aciklama.html. Erişim Tarihi: 09.08.2014.

[8]Bkz. Anonim. 2007. Dünya Çerkes Birliği Ne Yapmaya Çalışıyor?. http://www.waynakh.com/tr/2007/06/dunya-cerkes-birligi-ne-yapmaya-calisiyor/.  Erişim Tarihi: 18.06.2007.

[9]Bkz. Canbek, S., 2018. Kuzey Kafkasya halkları “seçmeli anadil dersi”ne tepkili. https://jinepsgazetesi.com/2018/07/kuzey-kafkasya-halklari-secmeli-anadil-dersine-tepkili/. Erişim Tarihi: 01.07.2018.

[10]Anonim. 2021. İşkence ve yargısız infaz. Canbek, S. (çev.). https://jinepsgazetesi.com/2021/08/iskence-ve-yargisiz-infaz/. Erişim Tarihi: 01.08.2021.

[11]Zakayev, A. 2020. Zapt Et Ya Da Yok Et – Son Başkanın Çeçenistan Hatıralar. Sagun, B. (çev.). 1. Baskı. Ankara: Koyu Siyah.

[12]Kolosov, V. A., Vendina, O. I., Gritsenko, A. A., Glezer, O. B., Zotoa, M. V., Serbentsov, A. B., Panin, A. N., 2017. Economic and Social Reforms in the North Caucasus: Limitations, Problems and Results. Regional Research of Russia, Volume 7, No 3, 259-270; Holland, E. C., 2016. Economic Development and Subsidies in the North Caucasus. Problem of Post Communism, 63:1, 50-61.

[13]Karadaş, Y., 2009. Çerkes Kimliği – Türkiye’nin Sorunları. 2. Baskı. İstanbul: Sorun Yayınları. ss. 122.

Yorum bırakın

Popüler