Gupsıse Mektebi’nin haftalık toplantılarında incelediğimiz “Batıya Doğru Akan Nehir” belgeselinden notlar bölümler halinde paylaşılacaktır.
Abdulkadir Arslan yazdı…
Bu belgesel; daha çok Türkiye – Mezopotamya bölgelerini ele alıyor, yaşadığımız coğrafyanın tarihini, farklı yönleriyle öğrenme imkanı sunuyor. Bu belgesel, zihin dünyamızı genişletecek yaşadığımız topraklara bakışımıza yeni bir anlam ekleyecektir.
16. BÖLÜM: “OSMANLILAR VE BATI”
Bu bölümde Osmanlı’nın gerilediği zamanlardaki Batı etkisine dikkat çekildi. Anadolu Hisarı’nda 18. yy.’a kadar birkaç balıkçı evi varken 18. yy.’da elit kesimin yerleştiği yalılar inşa edilmeye başlandı. Askeri başarısızlıklar ve toprak kayıplarının ardından modern bir askeri sistem kuruldu. İstanbul’daki barok mimari sanatı aynı yıllarda Şam’da inşa edilen yapılarda da görülebiliyordu.
1838 yılında Balta Limanı Antlaşması ile Osmanlı, Avrupalı tüccarların yararına bir antlaşma yapmış oldu. Avrupalı tüccarların ardından, Osmanlı’da yaşayan gayrimüslimler de vergilerden muaf olmaya başladı. Devleti ayakta ve birlikte tutmak adına bu tür adımlar atıldı. Nihayetinde Sultan 1. Abdülmecid; din, dil ve ırk fark etmeksizin tüm Osmanlılara eşit haklar tanındığını, her ayrımın yönetim politikasından silindiğine dair bir ferman yayımladı.
Dolmabahçe Sarayı Tanzimat Devri’nin zirvesini temsil eder. Batılılaşma çok pahalıya mal olmuştu. Osmanlı Devleti 1850’li yıllara kadar hiç dış borç almamıştı. Avrupa’dan alınan borçların büyük bir kısmı devletin “gücünü” göstermek adına binalara harcanıyordu. Bu durum Osmanlı’nın iflasını hazırlayan unsurlardan birisi oldu.
17. BÖLÜM: “DEĞİŞİM YÜZYILI”
Bu bölümde Osmanlı-Türkiye özelinde Ortadoğu’daki 20. ve 21. yüzyılda meydana gelmiş değişimlere değinildi. Sultan Abdülhamid Avrupa yayılmacılığına direnmek adına askeri, ticari ve siyasi anlamda yeni adımlar attı. Bunlara örnek olarak; petrol bölgesini kontrol etmek adına yaptırdığı Hicaz ve Bağdat demir yolu, Alman İmparatoru 2. Willhelm ile yaptığı siyasi antlaşmalar ve modern bir ordu kurma hazırlıkları verilebilir. Abdülhamid’in getirdiği değişiklikler yeterince hızlı olmadı. Abdülhamid, İttihat ve Terakki tarafından iktidardan uzaklaştırıldı. İttihat ve Terakki yönetimi zamanında 1. Dünya Savaşı’na katılmak gibi atılan siyasi adımlar, devleti 10 yıl içerisinde dağılma noktasına getirdi. Arapların başkaldırılarının ardından Osmanlı Doğu cephesinde zayıf düştü. Allen Abe, ünlü Fransız oryantalist Louis Massignon ve Arabistanlı (casus) Lawrence ile birlikte kutsal topraklara girdi ve “Haçlı seferleri ancak şimdi bitti.” demekten de çekinmedi. Böylelikle 8 yüzyıl öncesinin intikamını aldığını belirtmekteydi.
Kurtuluş Savaşı yeni bir rejimin ilan edilmesiyle sonuçlandı. Birçok devrim ve değişiklikler yapıldı. Modernizm ve Laiklik temelleri üzerine yeni bir devlet kuruldu. Din toplumsal bir olgu olmaktan çıkarılıp özel bir mesele haline getirildi. Eskiye dönüşü engellemek için sert tedbirler alındı. 1946 yılında çok partili sisteme geçiş başlayınca tedbirler de yumuşadı. Hatta Halk Partisi din eğitimini yasal olarak kendisi başlattı. 1961 yılında darbe sonrasında yeni bir anayasa yapıldı. Vesayet rejimi kabul edilerek ordunun politikaya müdahalesi yasallaştırıldı. Bu durum yeni darbelere de kapı açacaktı. Askeri mahkemeler kuruldu. Başbakan ve iki bakan idam edildi. Turgut Özal döneminde halkın devlete bağımlılığı azaldı. 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan, 1997 yılında şiir okuduğu için hapis cezası aldı. Hapisten çıktıktan sonra arkadaşlarıyla Ak Partiyi kurdu. Neo-Liberal ekonomi sistemi takip edildi. Geniş kitleye sermaye yayıldı. Ekonomik anlamda gelişmeler yaşandı.




Yorum bırakın