Sogur Jankat‘ın, Bislan Jaloqua ile gerçekleştirdiği ve bir kısmı dergimizin 3. sayısında (Mayıs 2020) yayınlanan röportajın tam halidir sizlerle paylaşıyoruz.

Sogur Jankat: Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Jalouqa Bislan: 1989 yılında Amman’da doğdum, anaokulundan lise son sınıfa kadar Ürdün’deki Çerkes okulunda okudum, daha sonra 2007 yılında Türkiye’ye geldim ve Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümünden mezun oldum, şu anda Ürdün Büyükelçiliği Medya ve Halk İlişkileri bölümünde çalışıyorum.

Çerkes’im ve Jılokue sülalesine mensubum, ailemiz Nalçık yakınlarında bulunan Duğujkuey (Auşugeyr) köyünden 1878 yılında sürgün edilmiş ve önce Anadolu’ya daha sonra da Ürdün’e iskân edilmiştir. Annem ise Karden sülalesine mensup ve Sivas Yıldızeli’ne bağlı Üyükyaylası (Athleskirey) köyündendir.

Yaklaşık 15 yıldır Çerkes mücadelesinin içindeyim, 2007’de Ürdün’de kurulan Nart TV’nin kuruluş kadrosunda yer aldım, daha sonra Ankara Derneğinin gençlik örgütlenmelerinde çeşitli görevler aldım, sırasıyla Kaffed ve Kafdav’da da yönetim kurulu üyeliği yaptım, yaklaşık bir yıldır Ankara Çerkes Derneğinin Yönetim Kurulu Başkanıyım.

Sogur Jankat: Dernek başkanı olmaya nasıl karar verdiniz ve seçimi kazanınca neler hissettiniz?

Jalouqa Bislan: Yukarıda belirttiğim gibi uzun yıllar Ankara Çerkes Derneğinde ve Kaffed’in gençlik örgütlenmelerinde aktif rol aldım ve bu sayede birçok değerli insanla çalışma fırsatı yakaladım. Dernek’in 2019 genel kurulu yaklaşırken, toplum meselelerine duyarlı ve yıllardır Ankara Derneğinde veya başka derneklerde aktif görev alan arkadaşlarla ilkeler ve hedefler doğrultusunda bir kadro kurduk. Kadromuz zamanla genişledi ve iki aylık verimli bir hazırlık döneminin sonunda güzel bir çalışma programı oluşturduk. Sıra görev dağılımlarına geldiğinde, arkadaşlarım başkanlık görevini (sağ olsunlar) bana layık gördüler ve ben de bu sorumluluğu almayı kabul ettim.

Kesinlikle çok güzel bir duygu yaşadım. Köklü bir tarihi olan, Çerkes siyasetine bir dönem yön veren ve belki de sayıları artık binlerle ifade edilen birçok güzel insana ev sahipliği yapan bir kurumun yönetim kurulu başkanı olmak benim için son derece gurur verici bir durumdu. Seçildiğimizde ilk bunu hissettim ama bu duygu 10 saniye sürdü, ondan sonra aldığımız sorumluluğun ne kadar ağır olduğunu arkadaşlarla fark edip hemen işe koyulduk.

Sogur Jankat: 19/20 dernek sezonunu nasıl değerlendirirsiniz? Gelecek sezon için hedefleriniz nelerdir?

Jaloqua Bislan: Biz göreve 1 Temmuz 2019 tarihinde geldik. Birçok derneğin yönetim kurulu gibi biz de o tarih itibariyle neredeyse her gün toplum meselelerine kafa yoruyor ve faydalı birtakım faaliyetler üzerine çalışıyorduk.

Geçirmiş olduğumuz dönemin değerlendirmesini tabii ki üyelerimizin ve Çerkes toplumunun takdirine bırakıyoruz. Ama benim kişisel değerlendirmemi merak ediyorsanız şunları söyleyebilirim: Öncelikle ben kendimi çok şanslı görüyorum, birbirinden değerli ve özverili 13 takım arkadaşına sahip olduğum için. Buna ilaveten yönetimde olmayıp en az bizim kadar emek veren ve farklı komisyonlarda sorumluluk alan gönüllülerimiz var, bu geniş kadroyla güzel işlere imza attığımızı düşünüyorum ama daha almamız gereken çok yol var.

Birçok güzel faaliyete imza attık ve birçok değişim gerçekleştirdik ama birkaç tanesini saymam gerekirse; 36 Çerkes öğrenciye burs imkânı sağlamak, İstanbul yolunda Derneğin adını taşıyan bir hatıra ormanı oluşturmak, anadil çalışmaları kapsamında Adıge dilinin yanı sıra Abazaca, Osetçe ve Çeçence kursları açmak, derneğin tüm dans ekiplerine zorunlu dil dersi vermek, çocuk kulübü kurmak, sosyal medyayı interaktif bir şekilde kullanmak gibi faaliyetlerden bahsedebilirim. Bunlara ilaveten özerk bir yapıya sahip olan kadın ve gençlik komisyonlarımız var; onlar da yenilikçi ve faydalı birçok faaliyete imza atıyorlar. 

Gelecek yıl için de şunu söyleyebilirim: Bu sene yaptığımız tüm faydalı faaliyetleri toplumun tüm kesimlerini katarak devam ettirmek ve eksiklerimizden ders çıkararak daha doğru adımlar atmak isteriz. Rutin faaliyetlerimiz oturduktan sonra gelecek yıl toplumun sorunlarına daha somut çözümler üretebilecek ve söylem geliştirebilecek bir konuma gelmek bizim en büyük hedefimiz.

Sogur Jankat: Döneminizde yaptığınız size göre en önemli yenilik/değişiklik nedir?

Jalouqa Bislan: Ankara Çerkes Derneği 1961 yılında kuruldu ve kuruluşundan itibaren dünya Çerkeslerinin en önemli kurumları arasında yerini aldı, biz de büyük bir iddia ile yola çıktık; Ankara Derneğini Çerkes diasporası siyasetinin merkezine geri getirmek istediğimizi beyan ettik. Bunun yapılabilmesi için dernekte entelektüel düzeyi yüksek tartışmalar yapılmalı ve farklı dünya görüşlerinden ve yaş gruplarından insanların fikir alışverişinde bulunması gerekir diye düşündük. Bizim yapmaya çalıştığımız en önemli yenilik bu olsa gerek, üretimin olabilmesi için dernekteki barış ortamını sağlamak ve üyeler arasındaki diyaloğu ve paylaşımı artıracak faaliyetler düzenlemek diyebilirim. 

Bunu kısa vadede yapmak oldukça zor ama en azından yapabilmek için gayret gösterdiğimizi ve ilerleme kaydettiğimizi söyleyebilirim.

Sogur Jankat: Gençlere bir tavsiye verecek olursanız bu ne olur?

Jalouqa Bislan: Ben kendimi gençlere tavsiye verebilecek bir konumda görmüyorum açıkçası ama kardeşlerimle şunu paylaşabilirim: Çerkes toplumu, asimilasyon ve kimlik karmaşası gibi ciddi sorunlar ile karşı karşıya. Bunun en büyük yansımasını da biz gençler yaşıyoruz. Haliyle bizim yaşadığımız bir sorunun çözümünü başkalarından beklemek doğru olmaz. Bizim neslimiz büyüklerinden gördüğü ve duyduklarıyla günümüz dünyasının gerçekleri arasında sıkışmış kalmıştır. 

Gençlerimiz kendi kimlik ve kültürleriyle hayatın tüm alanlarında aktif ve başarılı olmalılar ve hem yaşadıkları ülkelerin hem de Çerkes toplumunun geleceğinin parlak olması için karar aşamalarının içinde aktif rol almalıdır.  

Sogur Jankat: 21 Mayıs en etkili şekilde nasıl anılır?

Jalouqa Bislan: Çerkesler 1980’lerin sonlarından itibaren yükselen bir ivme ile 21 Mayıslarda, uğradıkları soykırım ve sürgünü farklı şekillerde anıyordu. 2008 yılından itibaren ise 2014 Soçi Kış Olimpiyatlarının açıklanmasıyla anmaların düzeyi ve içeriği ciddi bir değişime uğradı ve Çerkeslerin soykırım ve sürgünü tüm dünyada siyasallaştı. Artık Çerkesler dünya kamuoyunun bu felakete sessiz kalmaması için çeşitli söylem ve faaliyetler üretir duruma geldi. 

21 Mayıs, Çarlık Rusyasının Çerkeslere uyguladığı soykırım ve sürgünü simgeleyen bir tarih. Bu sebepleÇerkes varoluş mücadelesinin en temel olgularından bir tanesi. 21 mayısın failleri ve muhatapları bellidir: Çarlık Rusyasının varisi Rusya Federasyonu. Bu sebeple 21 Mayıs’ı anmanın en etkili şekli muhatabın karşısına geçerek barışçıl yollarla ve uluslararası hukuk çerçevesinde, yaşadığımız soykırımıunutmadığımızı haykırmak ve bundan dolayı doğan haklarımızı medenice talep etmektir. Muhatabın karşısına geçmek sadece sokağa inmek anlamına gelmemeli, tabii ki barışçıl sokak eylemleri bunun önemli bir parçası ama bu taleplerimizi aynı zamanda Rusya’ya doğrudan diplomasi ve siyaset yoluyla iletmeliyiz ve taraflar arasında sağlıklı bir diyaloğun gerçekleşmesi için çaba göstermeliyiz.

Son olarak, Gupsıse dergisi ailesine teşekkür ederim ve yayın hayatında başarılar dilerim, umarım gençlerin düşüncelerini en iyi şekilde ulaştırabilirsiniz.

“Bislan Jalouqa ile Röportaj” için bir cevap

  1. […] Bislan Jaloqua ile Röportaj – Sogur Jankat […]

    Beğen

3. Sayı / Mayıs 2020 için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Popüler