Andzor Kabard’ın yazısını Hajkas Janset çevirdi….

Yazı, 18 Nisan 2019 tarihinde “In Russia, calling yourself Circassian is always political” başlığıyla “opendemocracy.net” internet sitesinde yayınlanmıştır.

  • Dünya genelinde Çerkeslerin internet kullanımı artıyor. Günümüzde Rusya’da, aktivistler tek çatı altında toplanmak için girişimler sergiliyor.

Karaçay-Çerkesya, Rusya’nın Kuzey Kafkasya bölgesinin Karadeniz sahilinde konumlanmış bir cumhuriyettir. Geçen ay, aktivistler yeni bir organizasyon oluşumunu duyurdu. Bu organizasyon, ülkenin başkentinde kurulan “Çerkes Aktivistler Koordinasyon Kurulu” idi.

Kurulun önceliklerinden birisi: Çerkesleri Adigeler, Kabardeyler, Şapsığlar ve Çerkesler olmak üzere yapay dört gruba ayıran etnik terimleri kullanımdan kaldırmayı hedefleyen bir hareketi desteklemekti. Aktivistler bu etnik ayrımı, Sovyet dönemi “Ulus İnşasına” dayanan bir anakronizm olarak değerlendirdi.

Çerkesler; uzun süre varlıklarını sürdüren, geniş bir insan ağına, azımsanmayacak bir ekonomik ve politik potansiyele sahip, uluslararası bir etnik topluluktur. Ancak buna rağmen yasal açıdan “Çerkes” ismi Rusya’da yalnızca Karaçay-Çerkesya’da yaşayan Çerkesleri temsil etmektedir.

Neyse ki Çerkes toplumunun aktif kesimi bu potansiyeli, topluluğun parlak fikirlerine; benimseyip, geliştirip destekledikleri politik ekonomik yöntemlere dayanan, yeni ve birleşmiş bir ulus meydana getirmekte kullanabilir.

Bir İsimden Fazlası 

Yüzlerce yıl Çerkesler tarih sahnesindedir. *Zygians, Kassogians, Petyhorcy* gibi etkileşimde bulundukları birçok toplumun isim babası olmuşlardır. Fakat “Çerkesler” terimi 13.yüzyıldan itibaren çeşitli toplulukların yazılı tarih eserlerinde yer bulmuştur. 15.yüzyılda Memlük-Burji hanedanlığı ve Mısır-Suriye İmparatorluğu tarafından da kullanılmıştır. Yaklaşık 17.yüzyılda ise “Çerkesler” terimi, topluluğun adının diğer dillerdeki kullanım şekillerini, versiyonlarını içine aldı. Bu kelime tüm dünyada Çerkes toplumunun insanlarıyla ve ülkeleriyle özdeşleşti. Bu durum Rusça konuşanlar da dahil olmak üzere bugüne kadar devam etti.

Modern Rusya’da Adıge; Kabardey-Balkar, Karaçay-Çerkeya ve Adıgey’de yaşayan Kabardeyler; Çerkesler ve Adıgeler olmak üzere bölünmüştür. | Nauruz Aguey

1920’lerde, Sovyetler Birliğinin kuruluşunun ardından otoriteler, Çerkes yerleşim bölgeleri temelinde, yeni etnik kökenler yaratmak üzere bir politikayı hayata geçirdi. Bu topluluklar, 18. ve 19. yüzyıllarda Kuzey Kafkasya’da meydana gelmiş Rus savaşlarının sonunu takip eden etnik arınışın bir sonucu olarak dağıtıldı. Sovyetler bu arınışın ardından ise kalan Çerkesleri sembolik ve idari açılardan bölmeye yeltendi. Günümüzde Moskova’nın amaçlarına hizmet etmeye devam eden “etnik terimlendirme sistemi” oluşturuldu.

Moskova’nın stratejisi nettir: İnsanların isimleri, her daim isimden fazlasıdır. Bir isim hak sağlar ve sorumluluklar yükler, itibarı duyurur, miras ve prestijin delilidir ve geleceğe örnek teşkil eder.

Kafkasya’nın 1864’te irtihal edişinden ve Sovyetler tarafından kasıtlı unutturuluşundan sonra bile Batı Kafkasya’daki Rus İmparatorluğu’nun bu zorlu rakibinin gölgesi, bugün hala Rusya’nın Güney bölgelerinde varlığını sürdürüyor. Moskova tarafından idare edilişinin meşruluğu problemi de halen tartışma konusudur.

Hoşnut olun ya da olmayın, her nasılsa, Rusya’nın Çerkesya’yı haritadan “kaldırmasıyla” nihayetlenen Kafkasya’daki savaşı, halen Rus-Çerkes ilişkilerinin merkezindedir. Vahşetin bıraktığı anılar ve sonuçlarının sebebiyet verdiği dindirilemez ve giderilemez dargınlık, Çerkes kimliğinin ayrılmaz, temel ve bütüncül bir parçasıdır.

Çerkesleri silikleştirmek ve ülkedeki “etnik dengeyi” koruma stratejisi; Çerkeslerin kendi anavatanlarından “genel etnik temizliğe” maruz bırakılmasının bir sonucu ve Rusların “Çerkes sorunlarına” karşı geliştirmiş oldukları bir stratejidir. Halihazırda devlet yönetimi devam etmekteyken bu durumun değişmeyeceğine şüphe bulunmamaktadır. Bunun nedeni de “Çerkes” kelimesinin bile içgüdüsel olarak tehdit mahiyetindeymiş gibi algılanmasıdır -çünkü imparatorluğun bu adı taşıyanlara karşı zafer kazanmasının bedeli çok ağır olmuştu-

Bu yüzden bugün Rusya’da birileri kendine Çerkes diyorsa ve Karaçay-Çerkesya’da yaşamıyorsa, kişi siyasetle ilgilenmese dahi bu ifadeyi politik bir noktaya çekiyorlar.

Mektuplardaki Roman

Çerkes ulusal hareketi, yaklaşık 30 yıl önce, Mayıs 1991’de Kabardey-Balkarya’nın başkenti Nalçik’te, Birinci Uluslararası Çerkes Kongresi’nin sona ermesiyle günümüz Rusya’sında siyasi bir faktör olarak gündeme geldi. Mayıs 1991’deki bu yenilik; %90’ı anavatanın dışında yaşayan, dünyanın dört köşesine dağıtılmış, sürgüne maruz kalmış Çerkeslere, yenilenmiş bir yapılanmanın başlangıcını vadediyordu.

Kongre Türkiye, Suriye, Ürdün, Almanya, ABD, Yugoslavya ve İsrail’in yanı sıra Sovyetler Birliği’nin çeşitli bölgelerinden -Moskova, Krasnodar ve Stavropol Kray- Adige, Karaçay-Çerkes ve Kabardey-Balkar’dan delegeleri bir araya getirdi. Kongre delegeleri, öteki hususların yanı sıra, yüzyıllardır bilinen “Çerkes” adını yeniden canlandırmaya karar verdi. 

Kongreye katılanlar, yapılan oylamada Kabardey-Balkarya ve Adigey’den gelen hükümet delegelerinin oybirliğiyle Moskova’nın dayattığı bu etnik adlandırmayı reddettiğini görünce, bu sorunun çözüldüğünü düşündüler. Ancak zaman gösterdi ki hiçbir şey göründüğü gibi değilmiş…

Öncelikle 1990’larda Uluslararası Çerkes Birliği (ICA), Çerkes ulusal hareketinin gidişat programını düzenlemekle aktif olarak ilgilenmiş ve kongrede ismine yakışır bir şekilde varlığını sürdürmüştü. Bu kurum günümüzde, Rus propaganda makinesinin bir dişlisi halini aldı. Fakat geçmişte bu birlik, Rus hükümetine kendilerini temsil eden resmi, tek bir Rusça adlandırılmaya sahip olma hakkının kendilerine iade edilmesi için her düzeyde talepte bulunmuştu.

İnanç Sembolü

1997 ICA girişiminde, Temsil Edilmeyen Milletler ve Halklar Örgütü (UNPO) genel sekreteri Michael van Walt van Praag, Rus Federasyonu Konseyi başkanı Egor Stroyev’e, Rusya’nın yalnızca 1864 Çerkes Sürgünü’nü yasal olarak tanımasını değil, Çerkeslerin anavatanlarına dönüşü için gerekli şartları sağlayıp onları, sürgün edilmiş insanlar olarak kabul etmelerini talep ettiği bir mektup yazmıştır. Söz konusu yazı şunuı da içermektedir:

“Şu anda Karaçay-Çerkesya’da Çerkes, Kabardey-Balkar’da Kabardey, Adigey’de Adigeler ve Krasnodar Krayı’da Şapsığlar olarak bilinenler ile Rusya Federasyonu’nda ve dışında yaşayan etnik köken bakımından Çerkesleri (Adigeleri) ve geleneksel olarak kendilerini Adige olarak adlandıran, ancak diğer insanlarca Çerkes olarak tanınan, Çerkeslerin (Adigelerin); ortak bir dili, kültürü, görgü kurallarını ve en önemlisi Nart Destanını paylaştığı göz önüne alındığında tek bir halk olarak tanımak.”

UNPO dokümanında yer alan ilginç gerçeklerden birisi: Çerkesliği, Çerkes ulusunun inanç sisteminin pratikte kendilerini Çerkes varsayan kadın ve erkekler arasında oluşmuş, vatanı, vatandaşlığı ve inancı farklı olsa da tüm Çerkesleri kucaklayan sıkı, engin kesinlikte bir bağ olarak tanımlamasıdır. Bu bağlar, sürülmüş, anavatanından koparılmış insanların, anavatanlarıyla er ya da geç tekrar buluşmasını sağlayacaktır. Anavatandan zorla koparılmanın kalıcılığının kabullenilişi, bireyin Çerkes toplumundan ömrünün sonuna dek dışlanmasına sebep olacaktır.

Moskova otoriteleriyle süregelen yazılı iletişimin hatırlatılmasının bir önemi yoktur çünkü bu yazışmalar pratikte etkisizdir. Ve ICA’nın çalışmasının anlamsız, belirsiz ve kitlelerin ilgisini çekmeyen “başlangıçlar için” bir ritüele dönüşmesiyle sonuçlanan başarı eksikliği, Rus hükümetinin sonunda onu kabul etmesine izin vermiştir.

Bağlantı

İşlerin bu şekilde ne kadar devam ettiğini kimse bilemez. Ancak nihayetinde Çerkes milliyetçileri Amerikan teknolojisi sayesinde kurtarıldı. Can acıtan bu tablo, internetin hızla yayılışı ve Rusya’nın 2014’teki, yeni neslin yükselişine denk gelen, Soçi Kış Olimpiyatları yarışlarındaki başarısı ile radikal bir değişime uğradı.

2000’lerde, Çerkes gençliği internetin tüm olanaklarına ulaşabiliyordu ve bu aralarında güçlü bir ateş gibi yayıldı. Öncelikle internet forumları ardından sosyal medya grupları, yeni neslinin gelişimini, insanların toplanmasını ve fikir alışverişinde bulunmasını amaç edinen Çerkes milliyetçilerinin odak noktası haline geldi.

150 senedir ilk defa, dünya genelinde birçok farklı ülkede yaşayan, çoğunluğu Türkiye ve Rusya’da olan insanlar, Türk ve Rus otoritelerin emrinde bulunan hiçbir “profesyonel Çerkes”e ihtiyaç duymadan birbirleriyle iletişim kurabilme ve pozisyonlarını kararlaştırıp topluluk hareketleri organize edebilme imkanına kavuştu. 2000’ler ve 2010’larda Çerkes aktivistlerin çoğu internet savaşlarının olduğu bir ortamda  yetişti. Artık yapılması gereken tek şey organize etmek için bir ajanda bulmaktı. Ve o da çok geçmeden ortaya çıktı. Soçi’nin, 2014 Kış Olimpiyatlarına ev sahibi olarak seçilmesiyle, bu fırsat Rusya tarafından kendilerine bizzat sunulmuştu.

Karadeniz şehri olan Soçi’nin Çerkes tarihinde önemli bir yeri vardır. “Büyük Hür Meclis”in (1861), bağımsız Çerkes Konfederasyonu parlamentosunun kurulu bulunduğu şehirdir. Kafkas Savaşlarının sonları da burada gerçekleşmiştir. Şehrin tüm ünlü plajları binlerce insanın yattığı mezarlardır. Bu insanlar Rus birlikleri tarafından sahile sürülmüş, Osmanlı İmparatorluğu’na gönderilmeyi beklerken de ölmüştür. Dağlarında Büyük Dük Mihail Romanov, 1864’te Çerkesya’nın yıkımını ve Kafkasya’nın sömürgeleştirilmesini kutlayarak zafer selamını almıştır.

Soçi Olimpiyat Oyunları bu kutlamaların 150. yılına denk gelmekle beraber sonradan ortaya çıktığı üzere etkinlik içinde planlanmış bir Çerkes etkinliği bölümü yoktu. Tüm mevzunun, Çerkes halkının hafızasından tarihin bu sahnesinin  silinmesi olduğu ortaya çıktı ancak planları beklentilerinin tam tersi sonuçlara sebebiyet verdi.

“BEN ÇERKES’İM, SEN?”

2007’de, Guatemala’daki haberlerde olimpiyatların ev sahibinin ilan edilişi internette ani bir tepkiye sebep olmuştu. Başlarda kimse bu konuyla alakalı ne yapılabileceğini bilmiyordu. Çok geçmeden bir protesto düzenlendi.  Rus İmparatorluğunun Çerkes soykırımını hukuken kabul etmesi talep edildi. Bu talep 1900’lerde bir şimşek etkisi gösterse de 2000’lerde yavaşça etkisini yitirdi. Uluslararası basına yayıldı.

Bu gelişmeler, internetin, tanıtım ve sponsor tedarikine ve tüm yabancı aktivistlerin koordinasyonu için ekstra imkân sağladığı, 2010 Rusya nüfus sayımıyla aynı zamana denk geldi, Çerkes halkının bütünleşme sürecine yeni bir hareket kazandırdı, aktif insanları hızlandırdı.

İlerleyen süreçte Çerkes toplumunun dikkati, dünyanın en büyük Çerkes diasporalarından birine ev sahipliği yapan Suriye’den insanların tahliyesine yardım etmeye yöneldi. Diğer konular haber değerini yavaş yavaş kaybetti. Gizli bağışçıların çabaları sayesinde, sosyal medya aracılığıyla, yaklaşık 2.000 Suriyeli Çerkes, anavatanlarına işçi göçmenler olarak başlangıçta Adigey ve Kabardey-Balkarya’ya tahsis edilen kotalarla -sınırlandırılmış olarak da olsa- geri dönebildi.

Bu trajedi Çerkeslerin geri dönüşü konusunun gündeme getirilmesini sağlasa da 2012’de Rusya’nın müzakerelerle ilgilenmediği açıktı. Mevcut Rus hükümetiyle yapıcı bir diyalog kurmayı ummanın boşuna olduğu da böylece kanıtlanmıştı.

Daha sonra, Suriye Çerkeslerinin Rusya’da resmi olarak Çerkes muamelesi görmüyor oluşu, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği ile yapılan yazışmalarda bir sorun olarak ortaya çıktı, çıkar iddialarını karmaşıklaştırdı.  Rusya’da yaşayan Çerkeslere de kendi durumlarını hatırlattı.

21 Mayıs 2018, Nalçik’te bir anma yürüyüşü. Pankartlarda Çerkes alt etnik kökenlerinin isimleri yazılı | Nauruz Aguey

2020’de Rusya’nın ulusal nüfus sayımının yapılacağı tarih yaklaşırken, tüm Çerkes etnik kimliği için tek bir Rusça terim kullanılmasını sağlamak amacıyla yeni bir kampanya başladı ve bu harekette yeni bir hashtag, #ImACirassianAreYou (#яЧеркесАты)? ortaya çıktı. Bu konuya ayrılmış yeni bir kaynak açıldı, tematik bir e-posta ağı düzenlendi. Şimdi medya ile yakın koordinasyon olduğu gibi, sosyal medya ve mesajlaşma mecralarında da galaksiler büyüklüğünde Çerkes grupları mevcut. Bugünün teknolojisi ve kaynakları, hedeflerine dokuz yıl öncekinden çok daha kolay ulaşıyor, bu da her şeyden önce akıllı telefonlar  sayesinde mümkün oluyor.

SSCB’de, yaşamı bilen ve günümüzün Çerkes ulusallığı konusunda çok az fikri olan daha eski bir neslin üyeleri de dahil olmak üzere, günümüz insanlarının internet kullanmaya başlaması, internet gazilerinin uzun zamandır bildiği birçok şeyi tekrarlamayı zorunlu kılıyor. Ama aynı zamanda, Rusya’daki hemen hemen her Çerkes ailesi artık meselelerin farkında.

Milliyetçilik arayışları

Boston Üniversitesi profesörü, milliyetçiliğin başta gelen uzmanlarından, Liah Greenfield, çalışması “Milliyetçilik”de yazmıştır: Modernliğin Beş Yolu, “Milliyetçilik; günümüz dünyasının yeni dayanağı… Dünyamızı olduğu şekliyle yaratan milliyetçiliktir… Milliyetçilik, çağdaşlığı tanımlayan unsurdur”.

“Çerkes milliyetçileri” teriminin neden ve hangi bağlamda ortaya çıktığını açıklamaktan kaçınmak için bu alıntıyla yetindim. Halkın oluşturulmasında veya yeniden yapılanmasında, sürece dahil olmuş her insan, yer yerde milliyetçi olarak tanımlanır.

Çerkes toplumunun içinde bulduğu kriz ancak tam bir yıkımla veya yenilikçi bir atılımla çözülebilirdi. Günümüzün isteksiz öncüleri, takip edebilecekleri bir örnek bulunmadığından, gizli bir dünyada faaliyet göstermekte zorlanıyor. Çin ekonomisinin yükselişinde denizaşırı Çinlilerin rolü gibi, hepsi incelenmeye değer olsa da burada ne Yahudilerin, Ermenilerin, İrlandalıların ve Tibetlilerin deneyimleri doğrudan örnek teşkil edecek nitelikte değildir. 

Kasvetli ve sefil bir varoluştan sonra tamamen öngörülebilir, güvenilir ve utanç verici bir ortadan kaybolmanın alternatifi, bilinmeyene doğru bir hamle ve deneyler olmalıdır.

“Rusya’da Çerkesliği Benimsemek Politiktir” için bir cevap

  1. […] Rusya’da Çerkesliği Benimsemek Politiktir – Anzor Kabard (çev. Hajkas Janset) […]

    Beğen

17. Sayı / Temmuz 2021 için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Popüler